Kasko Sigortası Rehberi 2026: Kapsam, Türler, Fiyat ve Hasar

Türkiye'de trafiğe çıkan her araç zorunlu trafik sigortası taşımak zorundadır, ama trafik sigortası yalnızca karşı tarafın zararını karşılar — kendi aracınıza gelen hasar bambaşka bir poliçenin konusudur: kasko. Kasko, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları çerçevesinde düzenlenen ve sigortacılık mevzuatında "Sorumluluk Sigortaları" değil "Mal Sigortaları" kategorisinde sınıflandırılan, tamamen isteğe bağlı bir sözleşmedir — yaptırmayı zorunlu kılan bir kanun maddesi yoktur. Bu isteğe bağlılık, kaskoyu zorunlu trafik sigortasından hem hukuki dayanağı hem de fiyatlandırma mantığı bakımından ayırır. Bu rehber, kaskonun neyi kapsayıp neyi kapsamadığından türlerine, priminin nasıl belirlendiğinden sigorta bedeli ve değer kaybı kavramlarına, ne zaman fiilen gerekli hâle geldiğinden hasar sürecinin işleyişine kadar tüm konuyu tek sayfada topluyor; her bölümün altında, o konuyu derinlemesine işleyen ayrı bir yazıya da yönlendirme var.

Kasko neyi kapsar?

Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'na göre kasko, sigortalının poliçede belirtilen aracının karayolunda kullanılabilen motorlu veya motorsuz araçlarla çarpışması; hareket ya da durma hâlinde iken sabit veya hareketli bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi veya yuvarlanması; üçüncü kişilerin kötü niyet veya muziplikle yaptığı hareketler; aracın yanması; araç veya araç parçalarının çalınması ya da çalınmaya teşebbüs edilmesi hâllerinde doğacak doğrudan maddi zararı teminat altına alır (TSB). Bu beş risk grubu, kasko sözleşmesinin çekirdek teminatını oluşturur; poliçede satılan ürünün adı (dar kasko, kasko, genişletilmiş kasko, tam kasko) bu gruplardan kaçının dahil olduğuna göre değişir — bir sonraki bölümde bu ayrımı ayrıntılı ele alıyoruz.

Aynı Genel Şartlar, sayılan beş riskin dışında kalan bazı zararların da ek sözleşmeyle teminat kapsamına alınabileceğini ayrıca düzenler: Türkiye sınırları dışında meydana gelen zararlar, grev-lokavt ve kargaşalık, terör eylemleri, deprem, toprak kayması, fırtına, dolu, yıldırım veya yanardağ püskürmesi, sel ve su baskını, anahtarın ele geçirilmesi yoluyla çalınma ve araç anahtarı kaybı bunlar arasındadır (TSB). Yani deprem-sel gibi doğal afet riskleri standart kasko kapsamında değildir — poliçeye ayrıca yazılmış bir ek sözleşme olmadıkça bu zararlar ödenmez. Piyasada kasko poliçesiyle birlikte sıklıkla sunulan İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM — zorunlu trafik sigortasının teminat limitlerini aşan zararlar için ek koruma) ve ferdi kaza sigortası gibi ürünler ise bu Genel Şartlar'ın değil, ayrı sigorta sözleşmelerinin konusudur; sigorta şirketleri bunları genellikle kasko ile birlikte paket hâlinde sunar.

Kasko kapsamı yalnızca aracın gövdesiyle sınırlı değildir: aynı Genel Şartlar, poliçede belirtilen araç ile birlikte, fabrika çıkışında standart donanım olarak monte edilmiş her türlü ses, iletişim ve görüntü cihazının, poliçede ayrıca belirtilmesi koşuluyla sonradan eklenen aksesuarların da sigorta kapsamında olduğunu düzenler (TSB). Yani araca sonradan takılan bir ses sistemi veya özel bir aksesuar, poliçeye işlenmemişse hasar anında teminat dışında kalabilir — bu yüzden araca yapılan her ilaveyi sigorta şirketine bildirmek pratik açıdan önemlidir.

Genel Şartlar, teminat dışında kalan hâlleri de ayrıca sayar: savaş ve iç karışıklık hâlleri, nükleer/radyoaktif zararlar, ehliyetsiz sürücü kullanımı, alkol veya uyuşturucu etkisiyle kullanım, sigortalının veya birlikte yaşadığı kişilerin kasten verdiği zararlar, aracın ruhsatındaki taşıma haddinin aşılmasından doğan zararlar bunlar arasındadır (TSB). Ayrıca poliçede bir muafiyet kararlaştırılabilir — belirlenen bir tutara veya sigorta bedelinin belli bir oranına kadar olan zararın sigortacı tarafından tazmin edilmeyeceği anlamına gelir ve poliçede en az 14 punto büyüklüğünde yazılması zorunludur (TSB).

Kasko türleri: dar mı, tam mı?

Aynı Genel Şartlar, piyasada satılan kasko ürünlerini kapsadıkları teminat grubuna göre dört başlıkta tanımlar: dar kasko (yukarıdaki beş teminat grubundan yalnızca bir kısmının verildiği ürün), kasko (beş grubun tamamının verildiği ürün), genişletilmiş kasko (beş grubun tamamı artı ek sözleşmeyle eklenebilecek risklerden bir kısmı) ve tam kasko (beş grubun tamamı artı ek sözleşmeyle eklenebilecek tüm riskler) (TSB). Genel Şartlar, poliçe başlığının en az 16 punto harflerle bu dört isimden hangisine uyuyorsa onu taşımasını da zorunlu kılar — yani "tam kasko" adıyla satılan bir poliçenin, deprem-sel gibi ek teminatları da içermesi gerekir; aksi bir uyumsuzluk mevzuata aykırı olur. Hangi teminatın hangi ürün adı altında satıldığını, ek teminatların poliçede nasıl arandığını ve dört tür arasındaki pratik farkları Kasko türleri yazımızda karşılaştırmalı bir tabloyla ele aldık.

Fiyat nasıl belirlenir?

Kasko primi, zorunlu trafik sigortasının aksine tarifeye tabi değildir — SEDDK'nin belirlediği bir azami prim (tavan tarife) veya SBM'nin işlettiği basamak sistemi gibi merkezi bir fiyatlandırma çerçevesi kaskoda yoktur. Bu ayrım sektörün kendi düzenleyici sınıflandırmasına da yansır: kasko, "Sorumluluk Sigortaları" değil "Mal Sigortaları" kategorisinde yer alır (SEDDK) — zorunlu trafik sigortasının tabi olduğu tarifeli/basamaklı düzenlemenin dışındadır. Prim, her sigorta şirketinin kendi risk değerlendirmesine göre serbestçe belirlenir; bu yüzden "kasko şu kadar TL'dir" şeklinde tek bir doğru rakam yoktur.

Primi etkileyen başlıca etkenler; aracın marka, model, yaşı ve motor hacmi, kullanım tarzı (özel/ticari), tescilli olduğu il, sürücünün hasarsızlık geçmişi, seçilen teminat kapsamı (dar/tam kasko) ve poliçede kararlaştırılan muafiyet tutarıdır. Aynı araca aynı gün birden fazla sigorta şirketinden çok farklı teklif gelmesinin nedeni de budur — merkezi bir tavan olmadığı için şirketler risk iştahına göre birbirinden bağımsız fiyatlandırma yapar. Fiyatlandırma mekanizmasının ayrıntılarını, primi düşürmenin yollarını ve zorunlu trafik sigortasının tarifeli yapısıyla karşılaştırmasını Kasko fiyatları 2026 yazımızda işledik.

Kasko bedeli ve değer kaybı

Kasko poliçesinde sigorta şirketi, aracı hasar tarihindeki rayiç değerine kadar teminat altına alır; tazminatın hesabında sigortalı menfaatlerin rizikonun gerçekleştiği andaki rayiç değeri esas alınır (TSB). Bu rayiç değer için poliçede bir referans veya belirleme yöntemi gösterilir; böyle bir referans yoksa Hazine Müsteşarlığınca tespit edilecek kurallar çerçevesindeki rayiç değerler esas alınır (TSB). Onarım masrafının aracın hasar tarihindeki değerini aşması ve eksper raporuyla aracın onarım kabul etmez hâlde olduğunun tespit edilmesi durumunda araç tam hasar (pert) sayılır; bu durumda tazminatın ödenebilmesi için hurdaya ayrıldığına dair tescil belgesinin sigortacıya ibrazı gerekir (TSB). Kısmi hasarda ise onarım masrafları ve gerekli çekme/nakil masrafları ödenir; tarafların mutabakatıyla onarım yerine nakdi ödeme de yapılabilir (TSB). Hak sahibinin onayı hâlinde, sigortacı aracı hasarlı hâliyle sigortalıya bırakıp yalnızca rayiç değer ile hasarlı değer arasındaki farkı tazminat olarak ödeyebilir — bu yöntemde sigortacı, tespit ettiği sovtaj (hasarlı araç kalıntı) bedelini bildirimden itibaren bir aylık süreyle garanti etmiş sayılır (TSB).

Burada sık karışan bir kavram var: değer kaybı tazminatı. Bu, kaza sonrası aracın ikinci el piyasa değerinde meydana gelen düşüşü ifade eder ve kasko poliçesinin değil, genellikle karşı tarafın zorunlu trafik sigortasının konusudur — Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, "Maddi Zararlar Teminatı" kapsamında karşı tarafın aracındaki hasarla birlikte değer kaybını da sayar (mevzuat.gov.tr). Yani kasko bedeli (poliçenin teminat üst sınırı, aracın rayiç değeri) ile değer kaybı tazminatı (kazadan sonra aracın değerindeki düşüş, tipik olarak kusurlu tarafın trafik sigortasından talep edilir) birbirine karıştırılmamalı — biri kendi poliçenizin teminatı, diğeri kazada kusuru bulunan tarafın sigortasından talep edilen ayrı bir haktır. Sigorta bedelinin nasıl hesaplandığını, eksik/aşkın sigorta riskini ve tam hasar sürecinin adımlarını Kasko bedeli ve değer kaybı yazımızda ayrıntılı ele aldık.

Kasko zorunlu mu?

Hayır. Zorunlu trafik sigortasının aksine, kaskoyu zorunlu kılan bir kanun maddesi yoktur; kasko, sigorta şirketiyle sigortalı arasında serbestçe kurulan bir sözleşmedir ve bu nedenle sektörün kendi sınıflandırmasında da "Sorumluluk Sigortaları" değil "Mal Sigortaları" kategorisinde yer alır (SEDDK). Yaptırmamanın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesi'ndeki gibi bir idari para cezası ya da trafikten men yaptırımı yoktur — bu yaptırımlar yalnızca zorunlu trafik sigortasının eksikliğinde uygulanır.

Ancak kasko, iki durumda fiilen "gerekli" hâle gelebilir. Birincisi, finansal kiralama (leasing) yoluyla edinilen araçlarda: 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 24. maddesi, "Kiralama konusu malın sigorta ettirilmesi zorunludur" hükmünü taşır; sigorta primlerinin kiracı tarafından ödeneceğini ve malın sözleşme süresince hasar/ziya sorumluluğunun da kiracıya ait olduğunu düzenler — araçlarda bu yükümlülük pratikte bir kasko poliçesiyle karşılanır. İkincisi, taşıt kredisi ile alınan araçlarda: bu durumda kaskoyu zorunlu kılan bir kanun hükmü yoktur, ama bankalar aracı kredinin teminatı olarak gördüğü için sözleşme şartı olarak kasko isteyebilir — bu, kanuni değil bankanın kendi risk yönetimi kararına dayanan sözleşmesel bir taleptir. Yeni veya piyasa değeri yüksek bir araçta, kusursuz olsanız bile kendi onarım masrafınızı cepten ödeme riski söz konusu olduğundan, kredi/leasing şartı olmasa da kasko genellikle mantıklı bir tercihtir. Kaskonun zorunlu trafik sigortasından hangi noktalarda ayrıldığını, hangi durumda hangisine ihtiyaç duyduğunuzu ve iki poliçenin nasıl tamamlayıcı çalıştığını Trafik sigortası ile kasko farkı yazımızda karşılaştırmalı ele aldık; kasko zorunluluğu ve finansman senaryolarını ise Kasko zorunlu mu? yazımızda derinlemesine işledik.

Hasar süreci (özet)

Bir kaza, çalınma veya diğer bir riziko gerçekleştiğinde, sigortalının Genel Şartlar gereği en geç beş iş günü içinde sigortacıya bildirimde bulunması gerekir; araç çalınmışsa bu bildirim yetkili makamlara da derhal yapılmalıdır (TSB). Zarar, sigortacı ile sigortalı arasında anlaşmayla ya da atanacak bir sigorta eksperi vasıtasıyla tespit edilir (TSB). Eksper raporuna göre araç onarılabilir durumdaysa onarım masrafları (kısmi hasar) karşılanır, onarım kabul etmez durumdaysa yukarıda anlatılan pert süreci (tam hasar) işletilir. Sigortacı, eksper raporunun tesliminden itibaren en geç 10 iş günü içinde inceleme sürecini tamamlamak zorundadır; tazminat ödeme borcu her hâlükârda hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olur, incelemeler üç ay içinde tamamlanamazsa sigortacı belirlenecek hasar tutarının en az yüzde ellisini avans olarak öder (TSB). Çalınma hâlinde ise, aracın bulunması için yapılan araştırmalar 30 gün içinde sonuçsuz kalırsa sigortalı bu durumu ilgili makamlara bildirdiğini belgeleyerek sigortacıya başvurur ve tazminat süreci başlar (TSB).

Özetle: kasko kapsamı, türü, primi, sigorta bedeli ve zorunluluğu birbirinden ayrı ama pratikte iç içe geçen beş ayrı konudur — hangi teminatı seçtiğiniz priminizi ne kadar etkiliyor, poliçeniz aracınızı hangi değere kadar koruyor ve kasko ne zaman fiilen gerekli hâle geliyor bilmek, doğru poliçeyi seçmenin ilk adımıdır. Bu sayfadaki her bölüm, o konunun derinlemesine işlendiği ayrı bir yazıya bağlanıyor; hangi adımda olduğunuzu bilmiyorsanız yukarıdaki bölümlerden ilgili olanına dönüp devam edebilirsiniz.